Anda Yaşarken Geleceği ihmal Etmemeliyiz…
Paylaş:

Son zamanlarda ‘anı yaşamak’, ‘günü yakalamak’ başka bir deyimle Carpe Diem tabiri çok kullanılır ve de konuşulur oldu. Yani yaşadığın anı dolu dolu yaşayacaksın ya da yaşadığın zamanın tadını çıkaracaksın, deniliyor. Birçoğumuzun Ölü Ozanlar Derneği’nden hatırladığımız bir mesaj… Tabii ‘anı dolu dolu yaşamak’, ‘gününü gün etmek’ göreceli bir kavram ve bardağın hangi tarafına baktığınızla alakalı bir durumdur hiç şüphesiz. Ama biz bardağın dolu tarafına bakmak ve geleceği de hesaba katmak durumundayız. Çünkü carpe diem’in mesajlarından biri de; gelecek ile ilgili endişelenmeden, düşünmeden anın tadını çıkarmak… Ama bizde öyle değil!…

Oysa ki; zamanı tüketen insan gibi görünmekle birlikte gerçekte zaman insanı tüketiyor. İnsan doğası gereği doğar, büyür, gelişir, yaşar, yaşlanır ve nihayetinde ölür. Bu kaçınılmaz bir döngüdür. Bu döngü bazen yarı yolda kesilebilir. Bazen sona doğru tükenir.  Ama zaman kesintisiz devam eder ve sıradakini alır ve öğütür.

Ama önemli olan hem zamanın kendisini tükettiğini hem de kendisinin avuçlarının arasından zamanın kaydığını düşünerek anın hakkını verebilmektir. Çünkü geçmiş yaşanmış bir haldir, gelecek ise insana meçhul bir zaman dilimi. O halde yapılması gereken anda yaşamaktır. Ama anda yaşarken de geleceği hesaptan çıkarmamak gerekir.

Unutmamalıyız ki; bugün yaşadıklarınız gelecekteki yol haritanızı oluşturur. Bir nevi yol azığınızdır bugün heybenize biriktirdikleriniz. Hayatı amacına uygun ve eşyanın tabiatına aykırı olmayacak şekilde yaşamanız, farkında olmadan hem size hem de çevrenize huzurla birlikte fayda da sağlayacaktır. Çünkü; insanlığın yürüyüşüne katkı sağlayacak işler yapmanız hanenize artı olarak yazılır her daim.

Hayatta ideal sahibi olmanız ve çıtayı yüksek tutmanızda fayda vardır. Yaptığınız işi isteyerek ve severek yapmanız hem sizin yaşamdan zevk almanıza hem de gelecekte iz bırakacak işler yapmanıza yol açar. Bu böyledir…

Bu arada yol azığınızı da yanınızda ayırmamanız lazım. Bu azığın en önemli katığı ise kitaptır. Çünkü kitap okumak soylu bir eylemdir. Öyle ya; okuyarak hem geçmişi harmanlıyorsunuz hem anda iş yapıyorsunuz hem de geleceğe umutla yürüyorsunuz. Dolayısıyla hayat serüveninde okuma eylemi beni hep geleceğe umutla bakmaya sevk etmiştir.

Öyle ki; hayatın olağan akışı içerisinde bir iş olarak değil yaşamın mütemmim bir cüzü olarak okumaya vakit ayırmalıyız.

Öte taraftan genç kuşaklar enerjisiyle hep umut vericidir bu yolculukta. Ancak bu enerjinin doğru ve faydalı işlere kanalize edilmesi koşuluyla…

Bir defa zamanın su gibi akıp geçtiğini ve ömrün mahdut olduğunu hiç akıldan çıkarmamalıyız. Doğrudur görünürlük ön planda ancak biz kalıcı işlere talip olmalıyız. Yani yaşadığımız çağa ve insanlığa faydalı işler… Günübirlik işlere tevessül etmemeliyiz. Anda yaşamalıyız ancak yürüyüşümüz bir plan dahilinde olmalı. Bugün yapmaya karar verdiğimiz ve başladığımız bir işin en az on yıl sonrasını düşünerek planlamalı ve o işe başlamalıyız. İşin sonuna geldiğimizde elimizde bir kazanımımız olmalı. Ya tuh!.. Eyvah!… Keşke!… dememeliyiz. Anda yaşarken geleceği de zihnimizde şekillendirmeliyiz.

Nitekim tarih boyunca milyonlarca insan yaşadı ve öldü. Ancak faydalı eserler bırakanlar bugün anımsanıyor ve hayırla yad ediliyor. Bizler de o hayırla yad edilenlerden olabiliriz pekâlâ. Mezarların vazgeçilmez insanlarla dolu olduğunu bir an da olsun aklımızdan çıkarmamalı ve ona göre yol haritamızı şekillendirmeliyiz.

Bunun için öncelikle yapılması gereken; yeteneklerimize uygun yönelimlerde bulunmaktır. Yani önce kendimizi keşfetmeliyiz, akabinde yapacaklarımız çorap söküğü gibi gelecektir.

Ez-cümle; anda yaşamalı ama geçmişle bağlantılı geleceği de mutlaka planlamalıyız.

Paylaş:

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.