Paylaş:

İzlediğiniz bir film bir yerlerinize dokunuyor ve kendinizi filmin içinde ve bir parçası hissediyorsanız amaç hâsıl olmuş demektir. Yaklaşık üç saat süren Gandhi filmini izlerken olay günümüzde cereyan ediyormuşçasına ve hadiselerin bir parçasıymışım gibi hissettim kendimi. Gandhi’nin şahsında 20. Yüzyılın ortasında cereyan eden Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesi aslında günümüz Ortadoğu ülkelerinin birçoğuyla aynı kaderi paylaşıyor.

Bazen bir insanın haklı ve kararlı mücadelesinin bir milleti dönüştürdüğüne şahit oluruz. İşte Gandhi bu özgürlük mücadelesinin tipik örneklerinden biridir. Toplum tarafından kabul gören ve samimiyetini ortaya koyan hiçbir mücadelenin başarısız olma ihtimali yoktur. Velev ki başarısız olsa da… Nihayetinde kazanan gene halktır. San Tzu’nun Savaş Sanatı esrinde ifade ettiği ‘Bazı savaşlar yenilince kazanılır.’ tespiti tam da bunu ifade ediyor. Kaybedildi gibi gözüken birçok savaş aslında zaferle sonuçlanmıştır.

Çünkü bütün savaşlar topla, tüfekle, çok adam öldürmekle olmaz. Artık bu devir bir parça kapanmış gibidir. İşte Gandhi bir toplumun ‘Pasif Direniş’ ile de nasıl özgürlüğüne kavuşacağını, hayatını ortaya koyma pahasına da olsa nasıl kazanılacağının destansı bir mücadelesini ortaya koymuştur. Bunu yaparken de içinde yaşadığı toplumun yani Hinduların ve Müslümanların gönlünü fethederek yapmıştır. Çünkü en orijinal bir savaş taktiği bile canı gönülden benimsenmezse başarılı olma ihtimali çok zayıftır.

İyi bir lider önce içinde bulunduğu toplum ile iyi bir göz ve gönül teması kurar. Akabinde samimiyetini ortaya koyan bütün bir toplumu haklı mücadelesinde peşinden sürükler. Dünyanın süper gücü İngilizlere karşı halkın birlik halinde ama sessiz bir direnişle karşı koyması; damlayan suyun sert kayaları nasıl aşındırdığının güzel bir örneğini ortaya koymuştur. ‘Öl ama öldürme’ felsefesi üzerine kurulu bu mücadele karşısında kraliyet ailesi dize gelmiş ve bir milletin özgürlük mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Gandhi’nin halkının gözlerinin içini okuyabilen, empati kurabilen, karizmatik, kararlı, ölümden korkmayan bir lider olması onun haklı mücadelesinde başarıya ulaşmasının en önemli özellikleridir. Özelikle açlık grevlerinin yığınlar üzerinde ne kadar da tesirli olduğunu görmek onun alçakgönüllülüğünü, insan sevgisini, birlik bilincini, şiddet karşıtlığını, en zor anlarda bile içsel gücünü elden bırakmadığını bize çok güzel bir şekilde ifade ediyor. O, deyim yerinde ise haklı mücadelesini lisanı- hal ile kazanıyor.

Bazen düşmanın oyunlarını ve iç yüzünü deşifre ederek de başarıya adım adım ulaşılabilinir. İngilizler gibi kurnaz ve çok yüzlü bir milletle mücadelede bu kural daha da önem kazanıyor. Bugün de öyle değil mi? Eskiler düşmanın silahıyla kuşanmayı salık vermişler. Bugün bu mücadele kültür üzerinden veriliyor. Bir toplumu ele geçirmenin, bir ülkeyi fethetmenin en önemli aracı kültürdür. Bir toplumun dil, gelenek, görenek ve yaşam tarzını değiştirmek o ülkeyi de ele geçirmektir aynı zamanda. Yıllardır batılıların doğu toplumları üzerinde verdikleri savaşım bundan ibarettir aslında. O nedenle Gandhi hep yerli kalmayı öneriyor. İnce bir ayrıntıyı dile getiriyor aslında. İngilizlerin hiçbir şeyini kullanmamayı istiyor. Kumaşlarını yaktırıyor. Dikkat edilirse Gandhili sahnelerde en çok pamuktan iplik yapma yer alıyor. Ve o yarı çıplak adam bir ülkenin kaderini değiştiriyor böylece.

En önemlisi de düşman fitnesine karşı birlik olma ruhunu aşılıyor. Farklı dini grup ve etnik yapıları bir arada tutmayı başarıyor. Müslümanlarla Hindular arasında baş gösteren çatışmayı yine açlık greviyle sonlandırıyor. O bütün çatışmalarda öldürmemeyi öneriyor ve ‘birileri ölecekse ben öleyim’ deyip ‘pasif direnişini’ başarıyla taçlandırıyor.

Bir yaşamöyküsünden ancak bu kadar dersler alınabilir. O sadece kendi çağına değil, gelecek çağlara da ilham kaynağı olacak destansı bir direniş modeli ortaya koymuştur. Aslında bir yaşamöyküsünü konu alan Gandhi filmi, GANDHİ’nin özel yaşamı dışında bize her şeyi anlatıyor.

Şairin ifade ettiği gibi; sadece  ‘onurunu zulmün önünde dimdik tutan’ biriyle değil, aynı zamanda inanılmaz sevgi dolu, hümanist, yumuşak ve zarif bir insanla karşı karşıyayız.

Paylaş:

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.